Perşembe , 14 Haziran 2018
Home / YAZARLAR / TİMUÇİN Çelebi

TİMUÇİN Çelebi

Bayramlık yazı

Çocuk masumiyeti, hatırlamak ve hatırlanmaktır bayram. Bayram, hep önce çocuklara gelir. Her günü birbirine benzeyen, hayatın rutin akışının dışına çıkıldığı günlerdir çocuklar için bayramlar. Bir kat yeni elbise, yeni ayakkabılar. Büyüklerden alınan harçlıklar ya bayramyerlerinde ya da mahalle bakkalında tüketilir.  Hoş, şimdi bayramyerleri de kurulmuyor, mahalle bakkalları da yerlerini marketlere bırakıyor hızla. Her türlü ‘sosyal aktivite’yi bir arada sunan AVM’ler …

Devam

3 kadın vardı mezarında

Münevver Andaç “Şair Nazım Hikmet, ölümünün 55’inci yılında Rusya’nın başkenti Moskova’daki mezarı başında törenle anıldı. Novodeviçye Mezarlığı’nda yapılan anma törenine Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, Türkiye’den gelen sanatçılar Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Genco Erkal, Sıla Gençoğlu, Nazım Hikmet’in üvey kızı AnnaStepanova, çok sayıda Türk ve Rus vatandaşı katıldı.Büyükelçi Diriöz, törende yaptığı konuşmada, Nazım Hikmet’in Türkiye ve Rusya için ortak değer …

Devam

Anketlerin seçimi ya da Seguela neden başarısız oldu?

Türkiye yakın tarihindeki en önemli seçime gidiyor. Seçimle yatıp seçimle kalkıyoruz. Hemen her akşam haber kanallarında adayların performansı, seçimin ikinci tura kalıp kalmayacağı, anket sonuçları, ekranlarda arz-ı endam eden işin uzmanları tarafından tartışılıyor. Özellikle de araştırma şirketlerinin sahipleri (yakın oldukları ya da çalıştıkları partileri biraz da parlatarak ya da manüpülasyon yaparak) seçimin gidişatı hakkında necip halkımızı bilgilendiriyor. Son dönemlerdeki seçimlerde, …

Devam

Geçmişin izinde bir kent kaşifi

Doğup büyüdüğümüz kentler, ilçeler, semtler hakkında ne kadar bilgiye sahibiz. Ya da bu soruyu o çok bilinen “bakmakla görmek arasındaki fark nedir?” cümlesiyle yeniden soralım. Öyle ya, herkes doğduğu yer hakkında iyi kötü bir bilgiye sahiptir, herkes gelip geçerken bir yerlere bakar. Ama herkes o kentin, ilçenin, semtin geçmişten bugüne taşınan, artık satır aralarında kalmış gizli değerlerini görebilir mi? Ve …

Devam

‘Türkiye’nin Frank Sinatrası’ aday adayı

Ömrü sahnelerde ve müzik piyasanın içinde geçen, Allah uzun ömür versin, şu an 85 yaşında olan büyük tambur virtüözü Sadun Aksüt, “İbrahim Tatlıses, Türkiye’nin Frank Sinatrası’dır” demişti bir keresinde. Aksüt, türleri birbirinden son derece farklı olan iki sanatçıyı müzikal anlamda kıyaslamak için değil, şöhretleri ve yaşam tarzları bakımından birbirlerine benzedikleri için söylemişti bunu. Biri kendi deyimiyle “Urfa’da bir mağarada” doğdu, …

Devam

Koca yürekli bir şairdi

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini takdim etmesinin ardından yaptığı konuşmada, Diyarbakırlı şair Ahmed Arif’in “Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin” şiirinden bölümler okuyarak, Kürt seçmene de bir selam gönderdi, bildiğiniz gibi. Biz de bu vesileyle, 2 Haziran 1991 yılında yitirdiğimiz, eşsiz şair, yürek işçisi Ahmed Arif’i bir kez daha hatırladık. Şiirlerini topladığı “Hasretinden Prangalar Eskittim” ile geniş …

Devam

İşçiler marş söyleyerek sahneye girer…

Her 1 Mayıs kutlamasında meydanları inleten ‘1 Mayıs Marşı’nın besteleniş öyküsünü bilir misiniz? Bilenler biliyordur ya biz bilmeyenler için, özellikle de ‘20’li yaşlar kuşağı’ için anlatalım. Öncelikle çok sık yapılan bir yanlışı düzeltelim. Marş, herhangi bir yabancı marştan uyarlama değildir. Sarper Özsan tarafından bestelenmiş, tamamen “Yerli ve de milli!” bir marştır. Yıl 1974. Türkiye’nin siyasi hayatının en çalkantılı yılları. Ülke …

Devam

Yıkıldı o otel!

Cumhuriyet Halk Partisi’nin İyi Parti’yi kurtarma operasyonu düzenleyip, 15 CHP milletvekilini transfer etmesinin ardından, Türk siyasi hayatında unutulmaz bir yeri olan “Güneş Motel” vakası hatırlandı yeniden. Önce AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan olayı, 1977 yılında Bülent Ecevit’in güvenoyu alabilmek için gerçekleştirdiği “Güneş Motel transferlerine” benzeterek yaşananları eleştirdi. Yaşı yetenler o dönem olanları gayet iyi hatırlar,  …

Devam

Belgrad Radyosu’nda Lili Marleen Türküsü!

İkisinin de mekanı cennet olsun; önce Türk şiirinin ‘Kaptan’ı Attila İlhan’ın dizeleriyle daha sonra da Ahmet Kaya’nın bestesiyle “Lili Marleen Türküsü” akıllarımızda ve gönüllerimizde yer etmişti. Şöyle diyordu büyük usta şiirinde: “Akşam olur mektuplar hasretlik söyler/Zagrep radyosunda Lili Marlen türküsü/Dost ağlar karanfilim dost ağlar/Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz.”  Tüm 90’lı yıllar boyunca Ahmet Kaya bestesiyle yer gök inlemişti “Lili Marleen …

Devam

Maria’nın burnu ya da bir kariyer meselesi

MARİA CALLAS   Edmond Rostand’ın unutulmaz “Cyrano de Bergerac” adlı eserinde, oyunun başkişisi Cyrano de Bergerac, normalden büyük olan burnuyla alay eden, kendini beğenmiş soylulardan birine ünlü ‘Burun tiradı” ile yanıt verir. Sabri Esat Siyavuşgil’in Türk dilinde en iyisi olarak nitelenen, şahane çevirisiyle, Cyrano hem kendi kendisiyle alay eder hem de nükteden hiç anlamadığını söylediği soyluya kendince haddini bildirir. Estetik …

Devam