Perşembe , 12 Nisan 2018
Home / YAZARLAR / Av. Nazlı Gaye ALPASLAN / Defter ve faturaların müfettişe ibraz edilmemesinin hukuksal sonuçları-2

Defter ve faturaların müfettişe ibraz edilmemesinin hukuksal sonuçları-2

Vergi müfettişlerinin inceleme yetkisi bulunmaktadır. Ayrıca, vergi dairesi  müdürleri ve mal müdürlerinin de  213 sayılı VUK’nun 135.  maddesine göre vergi incelemesi yetkileri mevcuttur. SGK müfettişleri veya iş müfettişleri vergi incelemesi konusunda yetkileri bulunmamaktadır.

 

Defter  ve belgelerin vergi incelemesi dışında başka bir nedenle ibraz edilmesinin talep edilmesi halinde defterleri gizleme fiilinden bahsedilemez.   Ayrıca, defter  ve belgelerin mutlak surette tarh zamanaşımı  süresinde ibrazı talep olunabilir.   Zamanaşımının  bitmesine 15 günden az bir süre kalması  halinde defterlerin istenilmesi durumunda, defterleri ibraz etmeyen mükellef hakkında defterlerin  gizlenme fiilinden  bahsedilemez. Örneğin, 20 Aralık 2012 tarihinde tebliğ edilen bir yazı ile  2007 takvim yılına ait  defter  ve belgelerin ibrazı istenilmesi halinde 5 yıllık süre 5 Ocak 2013’de son bulacağından  dolayı burada defterlerin gizlenmesi fiili söz konusu olamaz.

 

Son olarak, mücbir sebepler nedeniyle defter, kayıt ve belgelerin ibrazı mümkün olmayabilir.[1]   Bu gibi  durumlar bilindiği gibi VUK md. 13’de düzenlenmiştir.   VUK md. 13’de yer alan ve 4 bent halinde sayılan mücbir sebeplerin  malum olması   veya ilgili  tarafından  tespit edilmesi  zorunludur.   Mücbir sebeplerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde defter ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde mücbir sebep ortadan kalkınca kadar suç oluşmaz.  [2]

 

Sel, deprem, zelzele  ve bazı  tabi  afetler nedeniyle  kaybolan defter  ve belgeler hakkında  böyle bir durumun herkes tarafından biliniyor olduğu  varsayıldığından bu  durumun  kanıtlanması  zorunlu değildir. Çünkü bu  gibi durumlarda Bakanlar Kurulu  tarafından doğal afet ilan edilmektedir.  Ancak, yangın, hırsızlık işyerinin  nakli sırasında evrakların  zayi olması gibi (su basması dahil, sel hariç) gibi zayi olma durumlarında zayi belgesi ile durum ispat edilebilir.   Böyle bir durumun itfaiye raporu ve asliye ticaret mahkemesinden alınacak  bir karar ile tespiti zorunludur.  Mücbir sebep nedeniyle defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmesi hiç mümkün olmasa, saklama ve gizleme yönünden VUK’nun 359. md hükmüne göre işlem yapılmaz.  Ancak, kayıt, defter ve belgelerin ibraz edilmemesi  dönem  matrahının  takdirine engel değildir.  Böyle bir durum karşısında tarh edilecek  vergiye 3 kat veya 1 kat  VZC uygulanmaz.   Diğer taraftan,  kaybolan defter ve belge ile ilgili olarak  asliye ticaret  mahkemesinden  alınabilecek  zayi belgesi gereğince  defterlerin  gizleme ile ilgili  suç oluşmayacağından  dolayı  hapis cezası ile ilgili  bir sonuç  ile karşılaşılmaz.   Eğer, idare, mükellefin defter  ve belgelerinin   kaybolmadığını kanıtlarsa alınacak  asliye ticaret  mahkemesinin kararı bozulur.  Bu durumda,  mükellefin  zayi belgesinin  aksi idare  tarafından  kanıtlandığı için ceza uygulanır. [3]

 

Varlığı noter kayıtlarıyla sabit olan defter ve belgelerin  ibraz edilmemesi halinde şu sonuçlar ortaya çıkabilir:

 

  • İdare tarafından takdir edilen matrah veya matrah farkı üzerinden  resen gelir vergisi, KDV, geçici vergi tarh edilir.  Ayrıca, tarh edilen  vergilere ait 3 kat VZC uygulanır. Daha sonra  mükelleften ikinci  kez defter ve belgelerin  ibrazı  talep edilerek  incelemenin işyerinde yapılması  (VUK md. 139).  Bilindiği gibi, yüksek mahkeme Danıştay’ın  da  vergi incelemelerini  mükellefin  işyerinde yapılması  gerektiği konusunda müstakar  hale gelmiş kararları vardır.

 

  • İncelemenin işyerinde yapılması dışındaki  durumlarda, birinci kez özel  usulsüzlük cezası kesildikten sonra  verilecek olan   süre neticesinde  de ibraz görevinin yerine getirilmemesini “ibraz etmeme” kabul ederek  resen  takdir yoluna gitmek  gerektiği  düşüncesindeyiz.   Hatta ikinci defa  özel usulsüzlük cezasının  kesilmesini  ve tebliğini  beklemek  Asliye ceza mahkemelerinde  yargılanma açısından  ise ikinci defa özel  usulsüzlük cezası  kesildikten sonra  yine ibraz mecburiyetine uyulmadığı takdirde ise VUK  367 ve 359 md hükümlerine göre işlem yapılacaktır.   Ceza mahkemeleri  tarafından  hüküm verilebilmesi için  mükerrer 355 md hükmünün   tam olarak   uygulanıp uygulanmadığını aramak  zorundadır. VUK mük. 355. md hükmü, mümkün olduğunca  az sayıda  mükellefin  asliye ceza mahkemelerine gitmesini, uyuşmazlıkların  öncelikle idari aşamalarda örneğin, tarhiyat öncesi uzlaşma komisyonlarında  çözümlenmesi öngörülmektedir.

 

  • Defter ve belgelerin gizleme fiili nedeniyle VUK 359/2 md hükmüne göre 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmak üzere durum vergi müfettişinin suç raporu ile  cumhuriyet savcılığına havale edilir. [4]

[1] ÖZYER M.Ali, Vergi Usul Kanunu Uygulaması, HUD Yayınları, Mart 2008, 4. Baskı, s.71

 

[2] Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E:2001/6285-K:2001/784 sayılı ve 2.2.2001 günlü kararı.

 

[3] Bkz. TOKAT Yakup, Defter ve Belge İbrazından  Kaçınarak Vergi Sızıntısını  Gizleyen Mükellef Hakkında Bir Yargı Kararı, Yaklaşım Dergisi, Kasım 2005, Sayı: 155, s.80

 

[4] BAYKARA Bekir, Teori ve Pratik Yönleriyle Vergi ve Vergi Ceza Hukuku, HUD Yayınları, Aralık 2008, s.402

About akif cakmak

Sonraki Haber

KAZANCIN FON HESABINA ALINMASI

Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından kazanç, satış …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir