Perşembe , 14 Haziran 2018

Her telden

Çekicilerin kanunu

İzmir’de yanlış yere park eden araçların çekimi, bir süredir İzmir trafik Vakfı’nın tekelinde. Eskiden bu işi Büyükşehir Belediyesi yapıyordu, elinden aldılar, bu vakfa verdiler.

Kentin her yerinde bu çekici araçları görebilirsiniz. Ancak onlar, kendi kanunlarını çıkarıyor ve o kanunları uyguluyorlar.

Şöyle ki:

Diyelim, arabanızın çekildiğini gördünüz; hemen koşuyorsunuz, “Tamam, cezamı kes, ama arabamı ver” diyorsunuz.

Bunu kabul etmiyorlar, “İstersen bizimle gel” deyip, sizi çekiciye davet ediyorlar. Gidiyorsunuz park yerine. Araç buraya indiriliyor. Orada bir yığın para ödüyorsunuz ve arabanızı alıp geliyorsunuz.

Zaman ve enerji kaybı değil de nedir bu?

Ama hayır. Çünkü iddia edildiğine göre, çekici sürücüleri prim usulü ile çalışıyor. Bu primi alabilmeleri için aracın park yerine götürülmesi şart.

Bir şey daha var. Bu vakıf, İzmir trafiğini dizayn etmek için çalışıyor değil mi?

Ama sizin de gözünüzden kaçmamıştır, araçlar, hep kolay manevra yapabilecekleri yerde çalışıyor.

Onlar için trafiğin sıkışıklığı sebep değil, amaçları, daha çok aracı çekebilmek. Oysa kentin kilitlenmiş öyle artelleri var ki, oralara girmiyor, girdirmiyorlar.

Sözüm ona iş yapıyorlar.

 

Beyaz gömlek sendromu

Siz siz olun, tansiyonunuzu beyaz gömlekli bir sağlık görevlisine ölçtürmeyin.

Bu beyaz gömlekli kişi hekim olsa bile, biliniz ki, tansiyonunuz, olduğundan farklı çıkacak.

Tansiyon konusunda “Beyaz gömlek sendromu” diye bir gerçek var. Dünyanın neresinde olursa olsun beyaz gömlekle yapılan tansiyon ölçümlerinde özellikle büyük tansiyondan bir iki puan düşürülüyor.

Bu yüzden bazı kalp uzmanları, hastalarını beyaz gömlekle değil, takım elbise ile karşılıyorlar. İzmir’in ünlü kalp uzmanlarından Prof. Dr. Remzi Önder, bunu en iyi uygulayanlardan biri.

Tansiyonu evde ölçmek en ideali. Yarım saat kadar dinlenin, ölçün. İşte size gerçek sonuç.

İlaç gibi

Diyelim ki, canınız sıkkın. Hayatınızdan bezdiniz. Dokunsalar ağlayacaksınız. Hayata küskünsünüz, dünyaya kırgınsınız. Dövecek adam arıyorsunuz.

Hiç dert edinmeyin, çaresi var.

Açın bir yandaş televizyon kanalını, haberleri izleyin, keyfiniz yerine gelsin.

Ekonominin tıkırında gittiğini, kalkınma hızının yüzde 7’leri bulduğunu, ihracatın arttığını, dış borcumuzun neredeyse sıfırlandığını, Türk parasının giderek değer kazandığını, işsizlik oranının düştüğünü, insanların sağlık sektöründen ve eğitim politikalarından memnun olduğunu öğrenecek ve sonra da kendinize kızacaksınız:

“Ah benim eşek kafam. Bu gerçekleri nasıl öğrenemedim?” diye.

Belki şaka gibi geldi ama gerçekten işe yarıyor. Kendinize geliyorsunuz.

Bence Akit TV’den başlayın. Sonrası gelir:

Kanal 5, Kanal 24, Star… Ve daha yüzlercesi.

Sizi mutlu etmek için emre amade.

Haydi bir deneyin.

LÖSEV gerçeği

Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, 1998 yılında Hematolog Onkolog Dr. Üstün Ezer tarafından, lösemili çocuklara yardım amacıyla kuruldu.

Vakıf, gönüllülük esasına dayalı bir faaliyet göstererek kaynak oluşturuyor. Vakfa, 0 312 447 06 60 nolu telefonla ulaşarak 24 lira ödeyip üye oluyorsunuz.

İşadamları, sanatçılar, periyodik yardımlarıyla vakfa destek olmayı da sürdürüyorlar.

Hiç kimse ama hiç kimse eline makbuz alıp lösemili çocuklar için para toplayamaz.

Bunu yapanlar var ve bu durum, vakıf yöneticilerini çok üzüyor.

Yufka yürekli bir millet olduğumuz için bu şaklabanlara nice paralar kaptırıyoruz.

İşin özü: LÖSEV, faaliyetini asla ayağa düşürmüyor ve kimseye de makbuzla para toplama yetkisi vermiş değil.

Bilelim yeter.

Siyaset denklemi

Çevremde, 24 Haziran’ı iple çeken dostlarımı izliyorum.

Hepsi de ayrı bir siyaset denklemi kurmuş. Yine hepsi de kendi denklemlerini savunuyorlar.

Sosyal demokrat kökenli olup İyi Parti’ye şans tanıyanlar var.

Aralarında bazıları “Meclis için oyum İyi Parti’nin, cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’ye o vereceğim” diyor.

Kimi günahı kadar sevmediği HDP’ye oy vermeye nazır.

Savunmaları da şöyle:

“HDP barajı aşamazsa bu oylar AKP’ye gidecek.”

Madımak olayını unutup Saadet Partisi’ne başarılar dileyenlere ne demeli?

Öyle dostlar var, “Vallahi de billahi de Perinçek cumhurbaşkanı seçilecek” diyor.

Öyle dostlar var, onlara göre 24 Haziran seçimlerinde MHP oylarını artıracak.

Ama cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalacağına inananların sayısı o kadar çok ki.

Tabii bu arada bazı senaryolar da yazılıyor.

MHP, af konusu gerçekleşmezse ortaklığı bozabilir.

AKP, HDP’ye son anda bazı imtiyazlar tanıyacak ve bu partiyi yanına çekecek.

Erdoğan, durumu kötü gördüğünde seçimi erteletecek.

İnce ile ilgili son dakika bombası patlatılacak.

…..

Bu senaryolar da tıpkı siyaset denklemi gibi taraftar bulmaya çok hazır senaryolar.

Seçime bugün itibariyle 13 gün kaldı. Hangisinin mayası tutar, siz karar verin.

 

 

 

About selda

Sonraki Haber

Her Telden

Mesleğe ilk başladığım gazete Ege Telgraf. Beni karşılayan, bu olanağı sunan ve kapılarını açan da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir