Home / YAZARLAR / TİMUÇİN Çelebi / ‘Türkiye’nin Frank Sinatrası’ aday adayı

‘Türkiye’nin Frank Sinatrası’ aday adayı

Ömrü sahnelerde ve müzik piyasanın içinde geçen, Allah uzun ömür versin, şu an 85 yaşında olan büyük tambur virtüözü Sadun Aksüt, “İbrahim Tatlıses, Türkiye’nin Frank Sinatrası’dır” demişti bir keresinde. Aksüt, türleri birbirinden son derece farklı olan iki sanatçıyı müzikal anlamda kıyaslamak için değil, şöhretleri ve yaşam tarzları bakımından birbirlerine benzedikleri için söylemişti bunu.

Biri kendi deyimiyle “Urfa’da bir mağarada” doğdu, diğeri New Jersey’de, İtalya’nın mafyası (Cosa Nostra)  ile ünlü Sicilya Adası’na mensup bir aileden. İkisi de fakir ailelerin çocuklarıydılar. Tüm ‘öteki’ler gibi hırsları, arzuları, yaşamdan alacakları vardı. Tanrının onlara bahşettiği muhteşem sesleriyle şöhret basamaklarını hızla tırmandılar. Sicilyalı bariton Frank de nota bilmiyordu, Urfalı tenor İbrahim de. Tatlıses daha sonraları artık şöhret anlamında yanına kimselerin yaklaşamadığı bir dönemde “Ben nota bilmem, rota bilirim” sözleriyle açıklayacaktı bunu.

Hep alkışlandılar

İkisi de kadınlarını tutkuyla sevdiler, bağlandılar, onlara karşı gösterdikleri şiddetle de anıldılar ve eleştirildiler çoğu kez. Her ikisi de iktidara yakın durdu. Her daim “Babaların” sofralarında yeri oldu. Yeraltı dünyasıyla ilişkilerini hep sıkı tuttular. O dünyanın insanlarıyla çok özel dostluklar kurdular. Sinatra’ya ABD halkı ‘The Voice’ (Ses) lakabını uygun gördü, Tatlıses’e Türk halkı “İmparator.” Hep kazanmaya, hep el üstünde tutulmaya, hep alkışlanmaya alıştılar. Öyle ki Frank Sinatra, son nefesinde “Kaybediyorum” diyecek kadar kaybetmemeye alışkındı.

Ve Tatlıses de kaybetmemeye çalışıyor şimdi.

Şimdi daha mütevazı

2011’de uğradığı silahlı saldırıda, başının arkasından giren ve alnından çıkan kurşun onu ölümün eşiğine getirdi. ABD’de beyin ameliyatı oldu, sol tarafındaki felçten dolayı GATA’da fizik tedavi gördü. Sesini kaybettiği iddia edildi. Ekonomik durumundan dolayı mı, daha küçük ve güvenli bir şehir olduğu için mi tercih etti bilinmez, İzmir’e yerleşti. Üçyol’da açtığı kebapçıda geçiriyor günlerini artık. Bir dönemler pek kimsenin yanına yaklaşamadığı “İmparator” şimdi daha mütevazı davranıyor. Öyle ki İzmir’de herhalde selfie çekilmediği insan kalmadı! Emekli maaşı için başvurduğu da yazıldı, çizildi bir ara. Eski dostlarının kendisini arayıp sormadığından dem vuruyor bazen, magazin basınının ilgisini çekecek açıklamalarda buluyor.

Başta türlüsünü bilmiyor

Cumhurbaşkanı’nın sınırdaki askerlere moral ekibinde ön sıralarda yer aldı. Ünlü “Yaylalar”ı Afrin’e uyarlayıp söylemesiyle yine dikkatleri üzerine çekti. İktidara yakın olmanın, kaybettiklerini ona geri kazandıracağının bilincinde. Müzikte eski günlerine dönemeyeceğini bildiği için, şansını siyasette deniyor. Bir kez daha AK Parti’den aday adaylığı için başvuruda bulundu. İzmir’den milletvekili adayı olmak istiyor. Geçenlerde Ankara’da mülakata da girdi. Aday olursa, İzmir’den kazanır mı bilinmez ama deniyor işte. Direniyor. Hep göz önünde olduğu, el üstünde tutulduğu, başka türlüsünü de bilmediği için. Aynı hiç, bir araya gelmedikleri, ama yaşadıkları hayat birbirine çok benzeyen Frank Sinatra gibi…

 

About akif cakmak

Sonraki Haber

Belgrad Radyosu’nda Lili Marleen Türküsü!

İkisinin de mekanı cennet olsun; önce Türk şiirinin ‘Kaptan’ı Attila İlhan’ın dizeleriyle daha sonra da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir